Coupling’i anlatırken sonuna ‘yukey’ diye ekleme yapan bir nesiliz biz. Çünkü biliriz ki dünya ikiye ayrılır: Kötü İngiliz dizileri izleyenler ve kötü olduğunu bildiği halde izleyenler. İngilizleri anlatırken artık literatüre fish and cips, futbol, soluk benizli tanımlamalarının yanına kötü dizi yaparlar diye de eklemek gerek. Bunun son yıllardaki en büyük örneği (tartışmaya açık) Merlin’dir.
Merlin normalde bir Galler bebesidir. Kral Arthur hikayelerinin baş büyücüsüdür. Şu efsanevi Excalibur kılıcını taşa saplayan ve hiç kimsenin, sadece ileride Arthur çıkaracaktır, çıkaramayacağı derinliğe iten karizmatik bir büyücü iken soysuz yapımcıların, tüm tarihe farklı bir açıdan bakma şevkiyle ergenlikten kalma egolarını tatmini için bildiğin bir bebeye dönüştürülmüştür. Garibim beş sezondur o köyden bir diğerine dolanıp nerde boynu bükük bir garip gorse hor görmeyip kim bilir ne derdi varsa yardıma koşar. Orhan Baba’nın dediği gibi.

Mesela olayın tam tersi olarak düşününce ‘The Office’ in son zamanların en değişik, en başarılı durum komesi dizisi olduğunu söyleyebiliriz. Bende ciddi şekilde kendi kendime konuşma, bir yerlerde beni izleyen bir kamera olduğuna dair paranoyaklık belirtilerinin tek sebebi Ricky Gervais’in bu eseridir. O sebepdendir ki, Amerika uyarlaması yapılmış ve Steve Carrell yüzünün akıyla diziyi götürmüştür. Hala da devam etmektedir. Tüm dünya globalleştikte dizilerinde tek bir kültürden çıkıp dünya tarafından herkesçe benimsenen hiçbir kuralın olmadığı tek toplum olan Amerika’da uyarlamalarının yapılması artık normal bir durum oldu. Biz boşuna bir diziden bahsederken sonuna ‘yukey’ demiyoruz. Dünyada ikiye ayrılan insanların kötü ingiliz dizilerinin farkında olan taraftakiler aynı zamanda bu dizilerin Amerikan uyarlaması versiyonunu takip edenlerdir.
Gelelim Shameless’a. Genelde orijinalinin her zaman süper olduğu diziler sonradan uyarlamalarda berbat olurlar familyasından değil bu. Konu olarak altı çocuk ve bir ayyaş babanın yaşadıklarını anlatan trajikomik bir hikayeye sahip. Maddi durum bakımından oldukça sıkıntıda olan ailenin üyeleri para kazanmak için çeşitli yollara başvurmanın yanında hırsızlık, yağmalama vesaire olayları da çekinmeden gerçekleştirmekteler.
Mesela ailenin zeki üyelerinden Lip delikanlısı parayla okulda arkadaşlarının sınavlarına girer, eşcinselliğini saklayan diğer kardeş Ian askeri okullar sınavına hazırlanıp çalıştığı süpermarketin sahibi evli adam ile kırıştırır. Küçük kardeşler kendi hallerinde büyümeye çalışırken sivri zekaları ile hem günü kurtaracak hem de aileye katkıda bulunacak fikirler de bulurlar. Ama dizinin asıl olayı iki tarafta gider. Biri ailenin en büyük elemanı Fiona’nın bir yandan anne rolünü üstlenirken bir yandan para-aşk ve hayatını yaşamak arasında giden aklının çelişkileri ve de aile babası Frank’in hayata karşı tutumu. Altı çocuğuyla hiç ilgilenmeyip her gün aynı köhne barda içen Frank için bir bar filozofu, ayyaş, üçkağıtçı diyebiliriz. Bir kadın ne düşünür bilmem ama ben bu adama hak vermeden de duramıyorum. Karısı tarafından terk edildikten sonra tüm hayatını sıkıcı bir işte çalışarak çocuklarına adayıp mutsuz olmayı seçmeyip hayatını yaşıyor. Tabi burada gözler ‘biz sizi sizden daha fazla düşünürüz’ diyen sisteme çevriliyor. Amerikan rüyasını ince alayla sorgularken zekilerin bile göz göre göre ahmakların altında nasıl da ezildiğine göz yummalarını gösteriyor. Mesela, çocuk o kadar zekidir ki, başkasının sınavında bir müfettiş tarafından enselenip gerçekten öyle olup olmadığına dair bir kez daha sınava sokuluyor. Orada da tüm soruları cevapladıktan sonra müfettiş önüne iki seçenek sunuyor: böyle devam edersen ya hapse girersin ya da başkalarını zengin etmek için uğraşırsın. Herşeyin farkında olan bir sistem adamının duruma seyirci kalması, en fazla kendi hayatından örnekler vererek geçip gitmesi üzücü.
Daha fazla konuyu irdelemeden ‘Fuck the system’ t-shirtümü giyerek ben gidiyorum.

Ajandan gelsin:
http://youtu.be/eCE-7slTu6Y


Bence Franki, Tyler Durden’in aile babası versiyonu. Mutlaka izlenmeli.. Bu arada yazı da harika olmuş, tebrik ederim.
kızın sevgilisi de baya iyi ya. bu arada sondaki coupling videosu ile eksilere gidip kahkalara boguldum